Herkesin Kelebeğe Dönüş Hikayesi Var!

Ben çok yaramazdım; Milli Mensucat’ın lojmanlarında erkeklerle futbol oynardım; çıkmadığım ağaç, kanatmadığım diz ve dirsek yok. Yarılan çenem, dizime dökülen çorba, atlattığım 2 motosiklet kazası, hamileyken geçirdiğim trafik kazası…

Çok meraklıydım; merakımın hala bitmemiş olmasına şükranla, her şeyi denemeyi, görmeyi, bilmeyi istedim. Bu sebeple zeki insana hayranım, bir şeyler öğrenebildiğim, öğreneceğim ve her konuda konuşabileceğim insanlara hayranım.

Ve ben çok hırslıydım. Kafama koyduğum bir şeyi yapmamak diye bir şey olamazdı. Asla herhangi şeyi imkansız diye düşünmedim, hep “olması nasıl sağlanır” diye sordum… Nispeten agresif sayılabilirdim çünkü bir hedefim varsa, hiç yılmadan gece gündüz o hedef için çalışabilirdim. Örneğin kaybettiğimiz voleybol maçlarından sonra saatlerce ağladığımı bilirim. Kafamın içinde adım adım maçı hatırlar, bir sonrakine ne yapmak lazım, onu kurgulardım. Kaptan olduğum için de, kendimi çok acımasızca eleştirirdim.

Fakat işte, varoluşun, hazır olan insan için nefis bir evrim-dönüşüm oyunu var. Yaşarken tam olarak anlayamıyorsun. Çünkü yaşamın başında henüz tımarlanmamış-törpülenmemiş oluyor insan!

Ben hep, birine aşık olayım ve onunla da bir ömür yaşayayım diye hayal etmişimdir. Öte yanda evliliği de hiç düşünmemişimdir. Fakat ilk aşık olduğum erkek (14 yaşındaydım) benim farkımda bile değildi ve ilk erkek arkadaşım (o zaman 20 yaşındaydım) başka bir ülkede yaşıyordu. Onunla bir başka ülkede yaşamaya hiç hazır değildim ve çok çok acı çektim. Bu ilk tımarlanmamdı.

Hayatım boyunca, neden ilk aşık olduğum insanla birlikte olamadım diye düşünmüşümdür? Neden? Benim gibi aşka aşık bir kadın için bu ne denli mucizevi bir şey olurdu!

Fakat işte, o tırtılın, Kelebeğe dönüşmesi için, Aşk içinde evrimleşmesi gerekiyordu… Çünkü her şey için mücadele eden, aklına koyduğunu yapan benim için Aşk, oluruna bırakmak dışında yapacak hiç bir şeyimin olmadığı, yaşadığım duygulanımlarla piştiğim çok değişik bir dönüşüm aracıydı… İlk eşimle ayrıldığımız günü hatırlıyorum, daha doğrusu evden gittiği günü. Başka bir ülkeye gidiyordu ve ben o gözden kaybolana kadar “gitme” demek için zor sustum. Gitmeliydi ama. Gitmeseydi aklı seyahatlerde olan ve benimleyken mutsuz yaşayan biri olacaktı. Aşk, sırf sen istiyorsun diye, bir başkasının seninleyken mutsuz olması değil. Aldatıldığımı bildiğim gün ağlayamadım, kızamadım örneğin. Kalbimin testereyle kesilmesine benzer bir acı duydum ve acıdan konuşamadım bir kaç gün.

Hayat öğretiyor; hangi dilden anlayacaksan, o dilde! Benimki Aşk idi. Ve ne kadar aşık olursan ol, diğeri sana aşık değilse, yapabileceğin hiç bir şey yok. Sadece bu gerçekliği kabul edebilirsin. Aşık olmayan biri için mücadele etmek, karşındaki kişinin seni seveceğini düşündüğün kişiye bürünmek olur ki bu, rol yapmaktır. Bu olmadığın birine dönüşmektir ve eninde sonunda herkes, aslına döner. Kaldı ki, temeli dürüstlük olmayan bir Aşk asla yaprak ve çiçek açamaz; kökü sağlam olmaz.

İşte bu sebeple gerçekten Aşk, bir diğeri için değişmek değil; olduğun gibi olabilmek ve bu olduğun gibilikle birlikte yürüyebildiğin ve dönüşebildiğin bir mucize… Benzer şekilde, senin de karşındakini, değişime zorlamadan, onu olurundaki haliyle kabulün. İşte en müthiş dönüşümün sırrı bu. Egonun (ben id diyorum) ortadan kalktığı, duyguların ve düşüncelerin içinde (zihninin her katmanında) yaşandığı ve yaşanırken de seni pişirdiği bir dönüşüm. Çiğlikten lezzetli bir yemeğe evriliyorsun… Bakan, yüzüne yansıyan Aşkı görüyor, evet, ama ardında kaç saat piştiğini fark edemiyor.

Hayatıma baktığımda, varoluşun bana nefis bir koza sunduğunu fark ediyor ve minnet duyuyorum. Kozam, maddi servet de olabilirdi! Benim gibi biri için ne denli basit bir şey. Kozam bir savaşta sevdiklerimi kaybetmek de olabilirdi! Ne korkunç bir travma…

Gelecek ay 53 yaşına giriyorum. Bu sabah yüzüme yansıyan Aşk’ın Naifliğini çok sevdim. Varoluşun bana sunduğu kozaya minnet duydum. Dönüştüğüm Kelebeğe sevgiyle baktım.

Ve düşündüm, gerçekten kimler yaşamın bu koza halinden haberdar? Kimler Kelebeğe dönüşmeye razı? Kimler tırtıl olarak yaşamayı seçer?

Bugünden damlayanlar…

6 Ocak 2021, Büyükada