Oturduğum pencereden,
Dökülen karları seyrediyorum.
İçime saplanıyor,
Kemanın ince telleri.
Bir Ruh, öylesi yaşarken,
Ve asırlar sonrası nasıl yakar diğer Ruhları?

Ah, Vivaldi;
Kış ve largo…
En dokunası nağmeleri Dört Mevsimin…
Keman hiç böylesi dile gelebildi mi senden sonra?
Ve herhangi mevsim,
Anlatılabildi mi böyle hüzünlere sarılmış?

Ben,
Daha genç nüfusa göre,
Lakin ölüme yakın!
Ve ölüm dedikleri sevgili Vivaldi,
Bilirsin sen, belki sonsuz manada.
Ama bu dünyaya ait;
Ya korkulası, ya da kucak açılası
Kim olduğuna bağlı bakanın;
Maddeye bağımlı
Veya kaçma yanlısı bu yaşamdan ve boyuttan…
Oysa bilmez ki beden ve akıl,
Geri gelir, yeniden ve yeniden ve yeniden
Ta ki, bitirene kadar o Nefes hakkını
Bu dünyaya ait,
Bu yaşama ait,
Bu gerçekliğe ait…

Ah, Vivaldi,
Kış ve largo…
Bir öpücük her nedense aklımda olan,
Dışarıdaki karı seyrederken:
Uzak diyarlardaydım,
Ve karların arasında bir zamanlar,
Beyazlara bürünmüş berem,
Burnum kıpkırmızı ve soğuk,
Bir Nefes’ti hissettiğim,
Sevgilinin bana dokundurduğu
Ve tam da yüzümün ortasına…

Sevmek ve sevilmek Vivaldi,
İşte o an Ben bu ikisi arasında,
Hem bu dünyaya ait ve hem de bu dünyadan çok uzakta,
Yaşamla ölüm arasında;
Ve tutunmakla vazgeçmek,
Kaybetmekle özgür bırakmak,
Ne olursa olsun;
Korku ile cesaret arasında gidip gelirken,
Ben beni seçtim…

Kış ve largo sevgili Vivaldi,
Senden sonra daha iyi olamadı inan.

Deniz Kite, 16 Şubat 2008,
Vivaldi dinlerken