Striptiz, Güven ve Aşk

Hepimiz öyle ya da böyle kat kat giydirilerek büyütülmüşüzdür ve yaşımız ne olursa olsun annelerimiz seslenir: Fanila giydin mi?

Bu kat kat giyinme, sembolik de olsa, bizim nasıl kutulara hapis edildiğimizi gösterir. Tıpkı giymeye zorlandığımız fanilalar ve yelekler gibi;

başkası ne der,
konu komşu ne düşünür,
bak ben annen olarak nelere katlandım, sen bana bunu nasıl yaparsın,
baban o kadar emek harcadı, bir teşekkür edemedin,
Ayıp, kızım/oğlum ayıp
Kızlar hiç böyle yapar mı,
Erkekler hiç ağlar mı,
vsvsvs düşüncelerde kayboluruz.

O denli kat katızdır ki, onları tek tek çıkararak yaşamlarımızda kendimiz olmak hemen hemen imkansızdır.
Her şeye şükretmek zorundayızdır ama kimse bize gerçekten ne hissettiğimizi, düşündüğümüzü sormaz. Sormaz çünkü onlara da sorulmamıştır ve sormaz çünkü beklemediği bir cevap duymak istemez.

İşte bu sebeple bizden striptizci çıkmaz, çıkamaz. Çıktığını iddia eden de, doğal değildir, -mış’tır ve her söz ve eyleminden yapaylık akar!

Sevgilimiz ki, en yakınımız olmalıdır örneğin; onun yanında dahi fiziksel, duygusal veya zihinsel olarak çıplak olamayız.

Bir ilişki başladığında, striptiz benzeri, o ilişki içinde özgüvenle soyunamayız. Güven oluşmaz. Zamanla bile, ancak birlikte yaşamanın sınırları içinde paylaşım yaparız ama gerçekten kim olduğumuzu kimseler bilmez. Kafalarımız yastığa değdiğinde yalnızızdır. Düşüncelerimizi ve duygularımızı anlatamayız. Her şeyimizi söylediğimizde, sevilmemekten, ayıplanmaktan, kabul görmemekten ölesiye korkarız. Ve sahip olduklarımızı kaybetmekten de korkarız; oysa en büyük acı ve kayıp kendin olamamaktır!

Eyvah! Beni bugüne kadar böyle bilirlerdi, şimdi tanıdıklar ne der?
Ahh, bak koskoca adamsın/kadınsın bu hiç yakışır mı?
Bundan daha iyisi mi olacak?
O kadarı kadı kızında bile olur, şikayet etme-razı ol!

Bu sebeple ve maalesef hayatımız boyunca, karda kışta kalmışcasına, kat kat giyinik kalırız.

Ben hiç sevemedim bu gereksiz ve yapay giyinikliği… Bana asla iyi gelmedi, gelmiyor da…

Çocukluğumdan lise sona kadar yazları Mersin tarafına giderdik. Sanırım 14-15 yaşlarındayken, ilk kez geceleri herkes uyurken evden kaçıp deniz kenarına gitmeye başlamıştım. Gecenin o vaktinde sahilde kimseler olmazdı ve ben üzerimde herhangi şey olmadan denize girerdim.

Müthiş bir duyguydu. Yıldızlar, deniz ve ben. Su, hafiften soğurdu geceleri ve biraz da ürkütücüydü. Ayağımı attığım yeri göremezdim ve denizde her şey olabilirdi! Bazen saatlerce sahilde otururdum. Bazen gökyüzüne bakarak semazenler gibi döner dururdum. Sınırsız bir özgürlük gibi gelirdi bana. Her şey olabileceğim anlar… Sonsuz hayaller.

O zaman karar vermiştim; ben kendi kültürümde kalırsam, asla ben olamayacaktım! Ben dünyayı gezmeli, keşfetmeli, her keşifle başka bir bene dokunmalıydım… Yargılanmayacağım yerlerde yaşamalıydım. Bir şekilde güven duymalıydım ama bu dedikodu yapılacağını bildiğim kendi kültürümde gelişemezdi! Daha o yaşlarda güvenin olmadığı yerde, kat kat kuşanmışlıklarımızdan (ki bana göre hepsi birer yüktür) kurtulamayacağımı fark ediyordum…

Çünkü ve ancak güvenle birlikte striptize başlarız. Birine bir düşünce söyleriz, bir duygu paylaşırız ve ardından aldığımız tepkiyle beraber teker teker soyunmaya başlarız. Bazen ruhumuzdan taşan her şeyi söylemeyi isteriz ve ansızın bir sus kaplar bizi… Çünkü o kat kat alışıla gelmişliklerimiz daha baskındır. İstediğimiz gibi gülemeyiz, idealizme bulanmış düşüncemizi cesaretle haykıramayız, ilk olmaya ve liderlik etmeye korkarız, aşık olduğumuzu söyleyemeyiz, duygularımızdan öyle utanırız ki, onları gömeriz.

Ne acıdır ki, hepimiz yaz sıcaklığında gibi çıplak doğar ve çoğumuz kara kıştaymış gibi kıyafetlerimizle ölürüz! Ne çok şey kalır geriye; yaşanmamış, söylenmemiş, eylemleşmemiş…

Fakat yaratsana bir Güven Adası? İstediğini ek, istediğini yeşert, istediğin gibi ol?

Çünkü Aşk, tam da burada!
Özgürlük içinde, değişmeden ve yanındakinin de değişmesini istemeden, birlikte eş zamanlı olarak birbirini yaşamakla deneyimleniyor Aşk. Onu görmekten heyecan duyuyorsan, bazen kızgın oluyorsan, acı çekiyorsan ve hatta kıskanıyorsan, mutlu oluyorsan, coşkuyla yaşamaya heves ediyorsan… Kendin ol!

Biliyorum, çok çok çok enderdir bir kişinin bir diğeriyle duygu ve düşüncede tamamen çıplak kalması…
Oysa Aşk tam da burada. Striptizin bittiği, çırılçıplak kaldığın ve ruhunun; dile gelebilen duygu ve düşüncelerin ötesinde, bambaşka bir boyutta birleştiği yerde…

12 Haziran 2021, Büyükada