Uzun bir Yol’da yürümekteydim,
Etrafımda sanki pek çok insan vardı,
Ve sanki hiç kimse yoktu.
Boylu boyunca yükselen nice binalar vardı,
Büyüklü küçüklü,
Yine de, ıssız bir çöl gibiydi,
Öylesi bomboş…

Uzun bir yoldu gittiğim,
Ne başı belliydi, ne sonu görülmekteydi.
Ağaçlarla kaplı derin ormanların içinden,
Çağıl çağıl bir nehre denk geldim,
Bir ara,
Etrafımda geyikler, nehrin içinde balıklar vardı.
Ve duramadım orada,
Gereğinden fazla,
Yol çağırmaktaydı beni yeniden…

Uzun bir Yol’da,
Bazen kısa, bazen uzun günler ve geceler
Boyunca ilerledim.
Ve yoldu bu,
Sürprizleriyle birlikte,
Aşkı da çıkardı karşıma,
Öylesi aniden.
Oyalandım Aşık ben,
Aşık olanla,
Seviştik bitmez anlar içinde,
Ve coşku o anlarda, her şeye değerdi!

Fakat Yol uzundu,
Başı sonu belli değildi
Ve fısıldamaktaydı kulağıma,
“Daha gideceğin adımların,
Geçeceğin çöllerin ve ormanların var,
İçinde konaklayacağın evler,
Dokunacağın insanlar var,
Gecelerin olacak,
Sadece sen ve yıldızlar,
Gündüzlerin olacak,
Sadece güneş ve sen.
Çok yalnız hissedeceksin,
Fakat bu da Yolcu’nun kaderi,
Bilesin ki,
Durmakla gidilmez Yol’un,
Durmakla beni aşamazsın,
Bir adım daha at,
Gerisi gelecek heyecanıyla beraber…”

Ve ben dinledim Yolu,
Çünkü o pek bir bilgeydi,
Kaldığım yerden başladım yeniden yürümeye!
Bir adım ve ardından bir adım daha…

16 Ocak 2021, Büyükada